Raydium’un eski havuzlarındaki açık: 1,34 milyon dolarlık saldırı ve DeFi güvenliğinin geleceği
By Mag-Info Tech editorial · 2026-06-11

Geçtiğimiz günlerde Solana ekosisteminin önemli merkeziyetsiz borsalarından Raydium’un eski bir otomatik piyasa yapıcı (AMM) programında yaşanan güvenlik açığı, 1,34 milyon dolarlık bir kayba yol açtı. Olay, merkeziyetsiz finans (DeFi) protokollerine yönelik saldırıların artış eğiliminde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Raydium’un eski bir versiyonuna ait beş havuzun etkilendiği saldırıda, saldırganın depo edilmiş likidite sağlayıcı token’larını yanlışlıkla bastığı ve bu sayede fonları çektiği ortaya çıktı. Kuruluş, kaybedilen tüm fonları şirket hazinesinden karşılayacağını açıkladı. Bu durum, hem kullanıcıların hem de geliştiricilerin dikkatini DeFi protokollerinin güvenlik mimarilerinin zayıf noktalarına yöneltti.
Saldırı, Solana tabanlı merkeziyetsiz borsanın eski bir otomatik piyasa yapıcı programındaki beş havuzda gerçekleşti. Saldırgan, 2021 yılında devre dışı bırakılan bu programın doğrulama mantığını atlayarak, yeni likidite sağlayıcı token’ları bastı ve ardından bu token’ları kullanarak havuzlardan fon çekti. Toplamda yaklaşık 900.000 ABD doları değerinde USDC, 357.000 ABD doları değerinde SOL ve 86.000 ABD doları değerinde RAY token’ı çalındı. Raydium, saldırıdan etkilenen havuzların artık kullanıcı arayüzünden erişilebilir olmadığını ve mevcut kullanıcıların bu havuzlarla etkileşime girmesinin mümkün olmadığını belirtti. Bu durum, saldırının yalnızca eski ve devre dışı bırakılmış altyapıyaki zafiyetten kaynaklandığını gösteriyor.
Raydium’daki saldırının teknik arka planı: Eski kod, yeni riskler
Raydium’un eski AMM V3 programındaki güvenlik açığı, programın doğrulama mantığındaki bir zayıflıktan kaynaklandı. Saldırgan, bu zayıflığı kullanarak likidite sağlayıcı token’larını yanlışlıkla bastı ve ardından bu token’ları kullanarak havuzlardan fon çekti. Bu token’lar, likidite sağlayıcıların paylarını temsil eden dijital varlıklardır ve normal şartlarda yalnızca gerçek likidite sağlayıcılar tarafından oluşturulabilir. Saldırganın bu token’ları bastıktan sonra, havuzlardaki likiditeyi çekmesiyle birlikte, havuzların likiditesinin önemli ölçüde azalmasına neden oldu.
Raydium’un yaptığı açıklamaya göre, saldırıya uğrayan program 2021 yılında devre dışı bırakılmıştı ve mevcut ana ağ programları bu tür saldırılara karşı korumalıydı. Bu durum, eski ve artık kullanılmayan altyapıların bile gelecekteki saldırılara karşı risk oluşturabileceğini gösteriyor. Ayrıca, saldırının bir anahtarın veya yetki seviyesinin ele geçirilmesiyle değil, yalnızca programın mantık zafiyetinden kaynaklandığı vurgulandı. Bu da, DeFi protokollerinin güvenlik açısından yalnızca yetkilendirme seviyesindeki risklere değil, aynı zamanda kod seviyesindeki zafiyetlere karşı da dikkatli olmaları gerektiğini ortaya koyuyor.

DeFi saldırılarının artışı: AI destekli saldırılar ve yeni tehditler
Raydium’daki saldırı, DeFi protokollerine yönelik saldırıların artış eğiliminde olduğunu gösteren son örneklerden biri. Son dönemde, DeFi protokollerine yönelik saldırıların sayısında ve büyüklüğünde ciddi bir artış gözleniyor. Bu saldırıların bazıları, yapay zeka araçları kullanılarak gerçekleştiriliyor. AI destekli saldırılar, saldırganların protokollerin zayıf noktalarını daha hızlı ve etkili bir şekilde bulmalarına olanak tanıyor. Bu da, DeFi protokollerinin güvenlik açısından daha da dikkatli olmalarını gerektiriyor.
DeFi protokollerinin artan karmaşıklığı ve kullanıcı sayısının artması, saldırganlar için daha fazla hedef sunuyor. Ayrıca, merkeziyetsiz finansın doğası gereği, protokollerin güvenliği büyük ölçüde geliştiricilerin ve topluluğun sorumluluğunda bulunuyor. Bu durum, DeFi protokollerinin güvenlik açıklarını hızlı bir şekilde tespit etmeleri ve kapatmaları için sürekli bir baskı oluşturuyor. Raydium’daki saldırı da, bu baskının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Kullanıcıların ve protokollerin alması gereken önlemler
Raydium saldırısı, hem kullanıcıların hem de protokollerin alması gereken önlemleri bir kez daha gündeme getirdi. Kullanıcılar, özellikle eski ve devre dışı bırakılmış protokollerdeki fonlarını yönetirken dikkatli olmalı ve mümkünse bu tür protokollerden fonlarını çekebilmelidir. Ayrıca, kullanıcılar, DeFi protokollerine yatırım yapmadan önce protokollerin güvenlik denetimlerini ve geçmiş saldırı geçmişlerini araştırmalıdır.








Real results from MEFAI's AI. Get $50 off the Pro plan.
Sponsored · Past performance is not indicative of future results. Not financial advice.

Protokoller ise, güvenlik açıklarını tespit etmek ve kapatmak için sürekli olarak denetimler yapmalı ve güvenlik açıklarını hızlı bir şekilde gidermek için acil durum planları oluşturmalıdır. Ayrıca, protokoller, kullanıcıların fonlarını korumak için çoklu imza ve zaman kilitleri gibi ek güvenlik önlemleri almalıdır. Raydium’un saldırıdan sonra yaptığı gibi, protokoller, saldırı sonrasında kaybedilen fonları telafi etmek için gerekli adımları atmalıdır.
Merkeziyetsiz borsaların geleceği: Güvenlik ve güvenilirlik arasındaki denge
Raydium’daki saldırı, merkeziyetsiz borsaların geleceği için önemli bir ders niteliğinde. Merkeziyetsiz borsalar, kullanıcılarına daha fazla kontrol ve şeffaflık sunarken, aynı zamanda daha fazla güvenlik riski de taşıyor. Bu nedenle, merkeziyetsiz borsaların güvenlik ve güvenilirlik arasındaki dengeyi iyi kurmaları gerekiyor. Kullanıcıların fonlarını korumak için en iyi uygulamaları benimsemeleri ve sürekli olarak güvenlik açıklarını tespit etmeleri gerekiyor.
Merkeziyetsiz borsalar, kullanıcıların fonlarını korumak için çoklu imza ve zaman kilitleri gibi ek güvenlik önlemleri almalıdır. Ayrıca, protokoller, kullanıcıların fonlarını yönetirken kullanabilecekleri açık kaynaklı güvenlik araçlarını ve denetim hizmetlerini kullanmalıdır. Bu sayede, protokoller, kullanıcıların fonlarını daha güvenli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyabilir.
Regülasyon ve endüstri standartları: DeFi’nin geleceği için bir zorunluluk
Raydium’daki saldırı, DeFi endüstrisinin regülasyon ve endüstri standartları konusunda daha fazla adım atması gerektiğini bir kez daha gösterdi. DeFi protokollerinin güvenliği, yalnızca geliştiricilerin ve kullanıcıların sorumluluğunda değil, aynı zamanda endüstri standartları ve regülasyonlar tarafından da desteklenmelidir. Bu sayede, protokoller, kullanıcıların fonlarını daha güvenli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyabilir ve saldırıların önüne geçilebilir.

Endüstri standartları, protokollerin güvenlik açıklarını tespit etmek ve kapatmak için kullanabilecekleri en iyi uygulamaları belirlemelidir. Regülasyonlar ise, protokollerin bu standartlara uymalarını zorunlu kılmalıdır. Bu sayede, DeFi protokollerinin güvenliği artırılabilir ve kullanıcıların fonları daha iyi korunabilir. Raydium’daki saldırı, bu tür standartların ve regülasyonların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Sonuç: Güvenlik, DeFi’nin geleceğinin anahtarı
Raydium’daki 1,34 milyon dolarlık saldırı, DeFi protokollerinin güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Eski ve devre dışı bırakılmış altyapıların bile gelecekteki saldırılara karşı risk oluşturabileceğini gösteren bu olay, hem kullanıcıların hem de protokollerin güvenlik konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini ortaya koydu. DeFi protokollerinin güvenliği, yalnızca geliştiricilerin sorumluluğunda değil, aynı zamanda kullanıcıların, endüstri standartlarının ve regülasyonların da desteğiyle artırılabilir.
Kullanıcılar, fonlarını yönetirken dikkatli olmalı ve protokollerin güvenlik denetimlerini araştırmalıdır. Protokoller ise, sürekli olarak güvenlik açıklarını tespit etmek ve kapatmak için denetimler yapmalı ve acil durum planları oluşturmalıdır. Endüstri standartları ve regülasyonlar da, protokollerin güvenlik standartlarını belirlemeli ve bu standartlara uymalarını zorunlu kılmalıdır. Tüm bu adımlar, DeFi’nin geleceğini daha güvenli ve güvenilir hale getirecek anahtar unsurlar olarak öne çıkıyor.
More in Cybersecurity & Privacy

Maine’in Veri İhlali Bildirim Portalı Kapatıldı: Sahte İhlallerin Yükselişi ve Siber Güvenlikteki Riskler
Maine eyaleti, sahte veri ihlali bildirimleri nedeniyle kamu portalını geçici olarak kapattı. Siber güvenlik uzmanları, otomatik yayınlanan ihlallerin kötüye kullanılabileceği risklere dikkat çekiyor.

Arch Linux AUR Paketlerini Hedef Alan Kritik Enfeksiyon: Geliştirici Sırlarını Çalan ve eBPF Rootkit Yüklenen Saldırı
Arch Linux’un topluluk depoları AUR’da 400’den fazla paketin derleme betiği değiştirilerek geliştirici makinelerine credential stealer ve eBPF rootkit yüklendi. Saldırı, güven modelini hedef alıyor ve

Oracle PeopleSoft’deki Kritik Sıfır Gün Açığı Yüzlerce Kurumu Etkiliyor: Veri Hırsızlığı ve Fidye Talepleri
Oracle’ın PeopleSoft yazılımındaki kritik sıfır gün açığı, ShinyHunters grubu tarafından 100’den fazla kuruma saldırıda kullanıldı ve en az bir fidye ödemesiyle sonuçlandı.

